🎻İNCEDEN İNCEYE SERENAD İNCELEMESİ🎸
''Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır!''
''Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!"
"Peki, sen ne görüyorsun bakalım?"
"İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan." gibi çeşitli alıntılarla okurların gönlüne taht kuran, okurken 'aman hayır bitmesin!' nidalarıyla gözlere yaşlar bırakan, amaaa bir solukta -hatta nefes bile almadan :) - okunup bitirilen 'Serenad'ı' inceliyoruz. İncelemenin bir kısmını 1k hesabımdan yapmıştım, dilerseniz kısa halini oradan da okuyabilirsiniz.(https://1000kitap.com/gonderi/174506143)
KONUSU:
Roman, Maximillan Wagner'in yıllar sonra Şile'ye gelişi, Stramau isimli gemide Nadia' nın öldüğü yeri ziyaret etmesi ve devamında gelişen olayları ele alır. 2001 şubat ayının çok soğuk zamanlarında başlar olaylar. Maya Duran, İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler görevinde, rektörle arası iyi ve işini seven, eşinden boşanmış, bir çocuğu olan dul kadın karakteri olarak karşımıza çıkar. Rektör, Maya'dan Profesör'ü iyi karşılamasını ister. Maya, Profesör'ü oteline yerleştirip rektörün istediği hizmeti ona sağlar ve profesöre aynı zamanda çok iyi de bir yoldaş olur. Şoförüyle birlikte Wagner'i gezintiye çıkardığında aynı zamanda derin bir tarih yolculuğuna da çıkıyorlardır. Bir gün Profesör onu Şile'ye götürmesini ister ama hava da çok soğuktur ve kimse buna anlam veremez, Maya çok şaşırır bu duruma. Aslında Nadia'yı hatırlamak için o gün, o soğukta denize karşı keman çalmış ve Serenad'ı yeniden Nadia'nın ruhuna yollamıştır. Serenad, 60 yıldır süren aşkı ele alır. Küllenmiş ve küllerinden doğmuş bir beste, bir armonikadır.
BEĞENDİĞİM BİRKAÇ ALINTILARIM:
Karakter analizi:
Maya Duran ► İstanbul Üniversitesi, Halkla İlişkiler bölümünde yıllarca görev yapıp misafirleri ağırlamış. Dul bir anne. Evlat sevgisini her şeyden üstün tutan, işle aşkı karıştırmayan, cesur, disiplinli, doğrularının peşinden giden güçlü bir kadın. Tarihine sahip çıkan, dünyadaki kötülüklere başkaldıran biri.
Kerem► Maya'nın oğlu. Kopuk aile ilişkilerinden dolayı kendini teknoloji ve oyunlara vermiş küçük bir çocuk ama sevgiye oldukça muhtaç (her çocuğun muhtaç olduğu gibi :) İlgisini çeken konularda fazlasıyla cesur oluyor.(Annesinin Wagner hakkında yapmasını istediği araştırmalar- casusluk oyunları)
Maya'nın abisi►Sert, diktatör, askerlikteki disiplinini hayata uygulayıp duygularını gizleyen, dobra biri.
Tarık►Maya’nın bir de sevgilisi var. İsmi Tarık. Tarık borsacı. Steril bir hayatı, İstanbul’un rezidanslarından birinde boğaz manzaralı bir evi var. Lüks yaşamın simgesi. Materyalist ve yüzeysel tavırlarına, umursamazlığına karşın Tarık’ın Maya’ya pek çok yardımı da dokunuyor.
Nadia► Romanın ana karakteri Wagner'in sevgilisi. Hayallerdeki sevilen kadın modeli. Uğruna her şeyi göze alan bir kocaya sahip. Ruhu hassas ve naif.
♦Nadia ve Maximillian’ın aşkı romanın en orta yerinde dururken, bu aşk hikayesini iktidar savaşları ve insan vahşeti çevreliyor. Bütün iktidarların kötü olduğu sonucuna varan roman, ilk etapta insanın özü itibarı ile iyi dahi olsa, iktidara giden zorlu yolun onu değiştireceğini ve farklı bir insan haline getireceğini savunuyor. Dil, din, ırk ayrımı, geçmişle yüzleşme, ulus devlet mi devlet ulus mu tartışması romanda sürekli olarak altı çizilen diğer kavramlar oluyor.
Dikkat! Kitabı okurken gözlerinizin sulanıp sulanmadığını kontrol etmeyi unutmayın. Bu kitabı iyi ki okudum, ruhumda uyuyan tüm müzikleri uyandırdı, gerçek bir aşk hikayesinin tam ortasına düşerken buldum kendimi. Sizler de mutlaka ama mutlaka bu romanı okumalısınız. Bir bakarsınız pencerenizin tam altında gitarıyla serenad yapan yakışıklı mı yakışıklı bir Wagner buluverirsiniz. Kim bilir... Sonraki bloglarda görüşmek üzere, hoşça kalın :) ❥ ❧ ☙













