24 Temmuz 2022 Pazar

Davran Ruhunun Sesine Vur Serenad'ı Beline! 🎼 🎵 🎹

 

    

  🎻İNCEDEN İNCEYE SERENAD İNCELEMESİ🎸


''Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır!''

''Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!"
"Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" "İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan."
gibi çeşitli alıntılarla okurların gönlüne taht kuran, okurken 'aman hayır bitmesin!' nidalarıyla gözlere yaşlar bırakan, amaaa bir solukta -hatta nefes bile almadan :) - okunup bitirilen 'Serenad'ı' inceliyoruz. İncelemenin bir kısmını 1k hesabımdan yapmıştım, dilerseniz kısa halini oradan da okuyabilirsiniz.(https://1000kitap.com/gonderi/174506143)

KONUSU:


Roman, Maximillan Wagner'in yıllar sonra Şile'ye gelişi, Stramau isimli gemide Nadia' nın öldüğü yeri ziyaret etmesi ve devamında gelişen olayları ele alır. 2001 şubat ayının çok soğuk zamanlarında başlar olaylar. Maya Duran, İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler görevinde, rektörle arası iyi ve işini seven, eşinden boşanmış, bir çocuğu olan dul kadın karakteri olarak karşımıza çıkar. Rektör, Maya'dan Profesör'ü iyi karşılamasını ister. Maya, Profesör'ü oteline yerleştirip rektörün istediği hizmeti ona sağlar ve profesöre aynı zamanda çok iyi de bir yoldaş olur. Şoförüyle birlikte Wagner'i gezintiye çıkardığında aynı zamanda derin bir tarih yolculuğuna da çıkıyorlardır. Bir gün Profesör onu Şile'ye götürmesini ister ama hava da çok soğuktur ve kimse buna anlam veremez, Maya çok şaşırır bu duruma. Aslında Nadia'yı hatırlamak için o gün, o soğukta denize karşı keman çalmış ve Serenad'ı yeniden Nadia'nın ruhuna yollamıştır. Serenad, 60 yıldır süren aşkı ele alır. Küllenmiş ve küllerinden doğmuş bir beste, bir armonikadır.








  BEĞENDİĞİM BİRKAÇ ALINTILARIM:









   Karakter analizi:

   Maya Duran ► İstanbul Üniversitesi, Halkla İlişkiler bölümünde yıllarca görev yapıp misafirleri ağırlamış. Dul bir anne. Evlat sevgisini her şeyden üstün tutan, işle aşkı karıştırmayan, cesur, disiplinli, doğrularının peşinden giden güçlü bir kadın. Tarihine sahip çıkan, dünyadaki kötülüklere başkaldıran biri.
  
Kerem► Maya'nın oğlu. Kopuk aile ilişkilerinden dolayı kendini teknoloji ve oyunlara vermiş küçük bir çocuk ama sevgiye oldukça muhtaç (her çocuğun muhtaç olduğu gibi :) İlgisini çeken konularda fazlasıyla cesur oluyor.(Annesinin Wagner hakkında yapmasını istediği araştırmalar- casusluk oyunları)

Maya'nın abisi►Sert, diktatör, askerlikteki disiplinini hayata uygulayıp duygularını gizleyen, dobra biri.

 TarıkMaya’nın bir de sevgilisi var. İsmi Tarık. Tarık borsacı. Steril bir hayatı, İstanbul’un rezidanslarından birinde boğaz manzaralı bir evi var. Lüks yaşamın simgesi. Materyalist ve yüzeysel tavırlarına, umursamazlığına karşın Tarık’ın Maya’ya pek çok yardımı da dokunuyor. 

 Nadia► Romanın ana karakteri Wagner'in sevgilisi. Hayallerdeki sevilen kadın modeli. Uğruna her şeyi göze alan bir kocaya sahip. Ruhu hassas ve naif.

Nadia ve Maximillian’ın aşkı romanın en orta yerinde dururken, bu aşk hikayesini iktidar savaşları ve  insan vahşeti çevreliyor. Bütün iktidarların kötü olduğu sonucuna varan roman, ilk etapta insanın özü itibarı ile iyi dahi olsa, iktidara giden zorlu yolun onu değiştireceğini ve farklı bir insan haline getireceğini savunuyor. Dil, din, ırk ayrımı, geçmişle yüzleşme, ulus devlet mi devlet ulus mu tartışması romanda sürekli olarak altı çizilen diğer kavramlar oluyor.

Dikkat! Kitabı okurken gözlerinizin sulanıp sulanmadığını kontrol etmeyi unutmayın.  Bu kitabı iyi ki okudum, ruhumda uyuyan tüm müzikleri uyandırdı, gerçek bir aşk hikayesinin tam ortasına düşerken buldum kendimi. Sizler de mutlaka ama mutlaka bu romanı okumalısınız. Bir bakarsınız pencerenizin tam altında gitarıyla serenad yapan yakışıklı mı yakışıklı bir Wagner buluverirsiniz.  Kim bilir... Sonraki bloglarda görüşmek üzere, hoşça kalın :) ❥ ❧   ☙ 



               

   
    
















10 Mayıs 2022 Salı

TERLİK AŞKINA!

 


                               bir terlikten neler doğmaz ki?!  

   
     ''Küçüktüm, ufacıktım; top oynadım, acıktım.'' şeklinde kulaklara dolup devam eden o melodiler bizi birer birer sokak ortasından hayatın ta içerisine atmayı başardı. Hayatın bize bahşettiği  güzelliklerden bahsetmezsek bir terlik yeriz sanırım :)) Gelin  hayatı daha fazla kızdırmadan bizleri büyütüp sarıp sarmalayan, hatta terliğin acı tadını bizlere tattıran, şefkati ve merhametiyle  bizi kundaklayan annelerimizden bahsedelim:

                            

            
     Bizimkisi kundaktan başlayan bir aşk hikayesidir.. 💘 Sıkı   dur küçüğüm, esas yolculuk şimdi başlıyor.


                             



     Minik kelebeğim; seni tam 9 ay karnımda taşıdım. Aslında  yüreğimde de diyebilirim. Senin varlığını bilmek her daim içimi sıcak, sıcacık tutan ışıktı. İsmini kulağına defalarca fısıldadığım günlerde bitmek bilmeyen rüyalarımız -aşk hikayemiz- sayfalarca dolmak üzere başlamıştı. Seni özenle kundaklara sardığım günler, bitmek bilmeyen ağlamaların, geceleri uykuya dalma telaşı... Bizi birbirimize bağlayan hiçbir zaman göbek bağı olmadı. Yüreklerimiz meleğim, uzayıp giden yolculuğumuzda hep rehberimizdi. Büyümene adım adım şahit olmam benim en büyük gurur kaynağımdı. Toprağa ekilen çiçeğin aşama aşama filizlenmesi gibi. En çok kahkalarındı yüreğimi saran. Seni büyüttüğüm günler sen benim en büyük yoldaşım oldun küçük kelebeğim, seninle çok ama çok gurur duyuyorum.

                    


      Sevgili çiçek bahçem; beni sevginle yetiştirdiğin her güne sevgiyle örülerek geliyorum. Daha koşmaya başlamadan önce elimden usulca tutup yüreğime sıcaklık sermen sanki dünyanın en şanslı küçük kızı gibi hissettirdi hep. Yudum yudum, kaşık kaşık sevgiyi tatmam senin bana verdiğin sevgi kozaları sayesindeydi hep. İlk 'aferin' lerim, çığlıklarım... Bitmek bilmeyecek maceralara düşe kalka hep seninle yürüdüm. Aslında bizimkisi bir terlik hikayesi!! Sinirlendiğinde öfke patlaması yerine gelen kocamaaan bir terlik şakırtısı :)) Ee bir terlikten neler neler doğmaz ki değil mi anneciğim? Bu sayede yüreğime biraz korku tohumları saçılsa da yerin bende kocaman bir sevgi kırıntısıdır. Budak  budak şerham şerham bir aşk.. Bana öğrettiğin tüm sevgi kırıntıları, düşler, hayaller, umutlar için sevgili çiçek bahçem; yoluna ne kadar çiçek döksem azdır. Benim şahit olduğum en güzel çiçek bahçesinde sevgi tozlarıyla büyüyen tek nadide çiçeğim sensin annem! İyi ki beni doğurdun ve iyi ki bu yıl da yanı başımda nefes almana şahidim. Günün kutlu olsun çiçek bahçem, gününüz kutlu olsun tüm sevgili anneler 💙💚💝


                     
                       

       
  






               
                                                                    

28 Kasım 2021 Pazar

ELİ ÖPÜLESİCELER

 

                      SICACIK BİR KALP

 

🤱Türkülere, şiirlere ve hatta ninnilere konu olan, sevgisiyle dağları aşan, sevgisiyle tüm cihanı sarıp sarmalayan annelerimizin ne kadar kıymetli olduğunu belirtmeme gerek yoktur. Bu yazıyı beni 9 ay karnında taşıyan kadının doğum günü için ele almak istedim.


                                  

              

               


      

             🤱Sevgili eli öpülesice;

        Nasıl da tam 9 ay sabrettin bana? Hiçbir zorluk yokmuş gibi dayandın, hatta kulağıma sevgi sözcükleri fısıldadın? Karnından daha ilk çıktığım andan itibaren küçük ve özgür bir kelebektim. Sevgiye, bakıma ve korunmaya muhtaç -ama en çok sevgiye- nasıl da ipek yorganlara sardın, kozadan yeni çıkan kelebek misali. Sevgiyi yavaş yavaş ve tadına vara vara tıpkı bir melodi gibi yüreğime doldurdun.

Hatırlıyorum da elimden tutup beni parka götürüşlerini. O zamanlar sanki tüm dünya benim gibi hissederdim. Hepsi avucumda küçük bir o kadar güvenli. Küreyi yavaşça çevirerek sanki her şeyi eşitlemek ister gibi. İşte böyle usulca sevmeyi öğrettin.
Yaşım oldu 12,15 ve hatta 18 seninle adım adım büyümeye ve olgunlaşmaya şahit oldum. Gülen yüzüne, her daim yardım ağaç misali uzayan yardım eline...
Aslında en güzel duyguları ne çok tatmışım seninle, ne çok üzülüp toprağa gömmüşüz, her gün hayat devam ediyor dercesine, hayata inat...
Küçük bir gemiyi suda yüzdürür gibi öyle masum, akışına bırakır bir halde, öyle sessiz ve öylece kırmadan bir ömür nasıl yaşanır bize sen öğrettin.
Şimdi sen eli öpülesice; sen ve daha nice anneler en rahat koltuğunuza oturun ve geride bıraktığınız tüm çocukları seyredin. Çünkü kaç kalbe dokundunuz ya dokunmasaydınız?
Bu yeni yılında sana musmutlu yaşlar diliyorum dünyanın en güzel annesi. Dolu dolu bir yıl geçirmen dileğiyle...
     
      

     

        
              
        

           


17 Ekim 2021 Pazar

ÜNİVERSİTENİN İLK GÜNÜ

 

                       NELER YAŞANDI?


🔔Herkese upuzuuun bir aradan sonra merhaba! Okulun ilk gün havasını soluduktan sonra sizi de bir telaş sardı ve bavulları hazırlama, çıkarma, ders programına bakma, yarın ne giysem, hangi arkadaşımla eski günlerin kulağını çınlatsam derken oturup soluklanmak ve samimi bir ortamda konuşma fırsatını yakalamayı unuttunuz. Gelin hep beraber bu samimi havayı oluşturalım!

🔔Evet artık hepimiz üniversiteli olmuştuk ama ne kadarımız bu sürece hazırdı? Ailemizden ve sevdiklerimizden belki de ilk kez ayrıldık ve sıcak bir yuvayı geride bıraktık. Arkamızda bolca gözyaşı, hüzün, keder, endişe biriktirdik ama yeni bir yuva, arkadaşlık, kulüpler, okul ve heyecanla kucaklaştık.

🔔Okul 2. evimizdir değil mi? İçerisinde her türlü duyguyu barındıran bize eğitim ve kaliteyi sağlayan musmutlu bir yuva. Peki biz bu yuvadan ne kadar süre ayrı kaldık ve nasıl da özledik bunda hemfikirizdir :) ve en sonunda kendimizi yeni bir şehre, yeni arkadaşlıklara, ve en güzeli amfilere attık :) Peki ben bu süreçte neler yaşadım?

🔔İlk olarak ben de yeni bir şehire taşınmanın, ailemden ayrılmanın zorluğuyla yüzleştim. Yurduma yerleştim, insanlarla uyum sürecimi iyi ayarlama çalıştım. Okuluma adım atmanın heyecanını düşündüm ve alışma sürecine hazırlandım.

           

           

          

🔔Okulumun resmini çektim, bol bol okulumu gezdim ve güzel kampüste fotoğraflar çekildim.


           

🔔Okuluma yakın bir kütüphaneye hem üye oldum hem de gönüllü çalışmaya başladım. Oranın müdürüyle, görevlisiyle, personeliyle tanıştım ve sıcak bir ilişki kurdum. Hocalarımla tanıştım, arkadaşlıklar edindim, klüplere katıldım, okulumun kütüphanesine görme fırsatına eriştim.

          

🔔Benim ilk günüm bu şekilde geçti. Umarım siz de okurken keyif alır ve yaşadıklarınızı yorumlarda belirtirsiniz. Zamanın hızla elimizden kayıp gittiğini unutmayın ve her anınızı dolu dolu yaşamaya çalışın. Bir de keyfine vara vara... Sonraki bloglarda görüşmek üzere, hoşça kalın :)
            



 
         
                

23 Eylül 2021 Perşembe

10❌10➕1=101

 

                         101 KERE AŞK


🌹Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu. İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük.'' demiş şairimiz Cemal Süreya. Peki eskiden bu kadar saf sevgi varken şimdi ne değişmiş olabilir? Yeterince güzel veya yakışıklı mı değiliz? ''Aşk'' tanımının kriterleri nedir ya da olmalı mıdır?

🌹Lise çağlarımızda hormonlar baya hareketlidir, sürekli bir ilgi ve beğeni halindeyizdir. Sevmek, sevilmek isteriz ve kovalamacayı bırakmayız değil mi? Aşık olur ya da olduğumuzu sanırız. Peki aşk uğruna her şeyi yapan gençleri gelin hep beraber tanıyalım!

                 AŞK 101

KONUSU: Liseli dört genç okuldan atılmamak için en sevdikleri öğretmenlerini basketbol hocasına âşık etmeye çalışırlar ve bu süreçte kendileri aşkı bulur.

🌹Evet, listemize cuk diye oturan ve ağızdan ağıza dolaşan Aşk 101 dizisini inceliyoruz! Dizi, 90 lar atmosferinde geçiyor ve başkarakterlerini 5 liseli genç oluşturuyor: Eda, Kerem, Sinan, Osman ve Işık. Bu gençlerimiz biraz farklı. Okulu yakıp yıkan tiplerden :) ama özünde iyi olanlardan. Düzene başkaldırıp kendi doğrularıyla hareket ediyorlar ve diğer durumları pek önemsemiyorlar.

           



        
         


🌹Dizi, uygunsuz içerikleri nedeniyle biraz eleştirilse de konuyu işleyiş şekli ve 90 ları sezdirmesi sebebiyle sevdiğimi söyleyebilirim. Karakterlerin liseli ergenleri yansıtması ayrı bir hoşluk katmış. 1 sezon 8 bölümden oluşuyor ve dizi sitelerinde yorumlar baya olumlu yönde. 2.sezon 30 Eylül'de geleceği için bir solukta bitirmek istemedim ve yayarak seyrettim. (2 kez izledim ve her izleyişimde farklı tat aldım.)

🌹Eda; asi, dışarıdan insanlara güzel ve havalı görünmeye çalışan, grubun havalı tipi. Hayalleri peşinde koşma yolunda engellere takılıyor ve yolunu farklı yönde çiziyor. Yani anlayacağınız kendini ergenliğe adamış ve bu yolda grubun elebaşısı olmaya karar vermiş.

Kerem; sinirli ve agresif olması bir numaralı özelliği. Ailevi ilişkileri nedeniyle -babasının ondan beklentileri ve ona fazla yüklenmesi- kendini bu şekilde ifade ediyor. Aşk konusunda kararsız biri.

Osman; grubun neşesi. Düşünürken fındık yemesi harika bir detay :) çok girişimci, akıllı ve biraz da kurnaz. Bence grubu en iyi idare eden kişi fındık kurdu Osman.

Sinan; felsefe kurdu. Zaman ve mekân fark etmeksizin olaylara felsefe çerçevesinden bakıyor. Aile sevgisinden yoksun olduğu ve yalnız yaşadığı için soğuk ve duygusuz biri.

Işık; sevimli, hayat dolu ve capcanlı bir kız ama Edalar'ın grubuna katıldığından beri arka planda kaldığını söyleyebilirim.

🌹Diziyi genel anlamda beğendim ve 2.sezon fragmanını sabırsızlıkla bekliyorum. İzlemeyenler listelerine ekleyebilir. Sonraki bloglarda görüşmek üzere, takipte kalın!

15 Eylül 2021 Çarşamba

TANRILARIN ŞAFAĞI

 

                ''BABA OLMAYI BECEREMEYENLER, TANRI OLMAYI DA BECEREMEZLER.''


🔱Toprak Ana çelikten bir tırpan yaptı Kronos'a. Güneşte ateş gibi yanan, dokunduğu her nesneyi ortadan ikiye ayıran. Uzattı oğluna, ''Al bunu.'' diye emrettti. ''Al bunu ve yen onu. Babasının gölgesinde yaşayan çocuklar asla büyüyemezler. Babasına muhtaç olanlar hiçbir zaman özgür olamazlar. Babalarının merhametine sığınan oğulların yaşamaya hakları yoktur.''

🔱Alıntımızdan da anlaşılacağı üzere bugün Ahmet Ümit'in yeni kitabı çok çok konuşulan, okunma sayısı 1.sırada olan Kayıp Tanrılar Ülkesi'ni konuşuyoruz. (Kendisi en sevdiğim yazardır, çok saygı duyuyorum. 3-4 kez tanışma imkanımız oldu, çok samimi biri :) Tanışma imkânınız yoksa bile kitaplarını okuyarak onunla bağ kurabilirsiniz. :) Sonraki yazılarımda nasıl tanıştım, hangi kitaplarını okudum diye bilgi verebilirim.) 

🔱Büyük bir Ahmet Ümit hayranı olarak kitapları çıkar çıkmaz fuardan alıyordum fakat pandemi araya girince bu mümkün olmadı ama tabi ki kitapçılardan elde etme imkânım oldu. -15 Haziran'da piyasaya sürüldü, 28 Ağustos'ta kucaklaşma fırsatını yakaladım.- Bu kitabının diğerlerinden farklı olacağını biliyordum. Ahmet Ümit'i bilmeyenler için kısaca kendisinin polisiye yazarı olduğunu söylemek isterim. Diğer kitaplarında elbette gerilim-cinayet konuları yoğunluktaydı, bazı kitaplarında tarihten esintiler vardı fakat bu kitap gerçekten bambaşkaydı. Mitoloji, tarih, gerilim, korku, cinayet iç içe. Yazarın mitolojiden yararlandığı ilk kitabı ve gayet başarılı. (Yunan mitolojisine ilgi duyan biri olarak bu kitabı okuduğum için çok şanslıydım.)





🔱Kitabın konusu şu şekilde : Babasız kaldığından beri yaşadıkları yüzünden ölen babasını suçlar ve onunla hesaplaşmak için Tanrıların Evi Olimpos (Olympos) dağına çıkmaya çalışır. Tanrıların kayıp evi/ülkesine gidebilmek için her şeyi yapmaya hazır, geçmiş travmalarından kurtulamamış bir insanın yaşadıklarını anlatır. Toplam 12 bölüm 502 sayfadan oluşuyor. Bölümleri 2 kısma ayrılmış şekilde. İlk kısmı tanrılar arasında geçen çekişmeler, titanlar, devler bölümü, diğer kısımsa zaten kitabın devamı şeklinde. Hem mitoloji bilgilerimi pekiştirdim, hem Berlin sokaklarından Bergama'ya uzanan maceraya tanık oldum, hem dönemin Almanyası'nı öğrendim (Berlin duvarı yıkılmadan önce/ yıkıldıktan sonra) hem de katilin ruh halini adım adım takip ettim.

🔱Ahmet Ümit'in sıkı takipçisi olanlar veya birkaç eserini okuyanlar nasıl yazdığına âşinadır ama bilmeyenlere şunu söyleyebilirim ki yazarın her zaman akıcı bir dili, sürükleyici bir kalemi var ve genellikle katili bulmamızı biraz daha zorlaştırmak için kişilerden kişilere atlıyor. Yani mesela kurban bulunduktan sonra başkomiserler, yardımcılar çevreyle çok çabuk bağlantı kuruyor, işlerini titizlikle yapıyorlar ve dediğim gibi ölen kişinin yakınlarını hemen tanıyoruz. Kişileri tanıdıkça katil acaba bu mu derken diğerine kayıyoruz -e bu da yazarın usta kalemi sayesinde- olaylar çok hızlı gelişiyor. (Tabi ki çok fazla kitabını okuduğum için bu romanında katili buldum :) )

🔱Birkaç adım sonra siyahi bir İsa resmi çıktı karşılarına. Teni çikolata gibi tatlı bir kahverengi ama gözleri bulutsuz bir gökyüzü gibi maviydi. (Gerçekten kitapta en beğendiğim cümle buydu, bu yüzden alıntılamak istedim. Ayrıca yazarın betimlemelerinin çok iyi olduğunu belirtmeyi unutmuşum.)

          


🔱Söylemek istediklerim bu kadardı. Kitabı okuyanlar yorumlarda belirtebilir. Sonraki bloglarda görüşmek üzere, takipte kalın.

14 Eylül 2021 Salı

SU GİBİ

 

           DİLİMİZİ NASIL GELİŞTİRİRİZ?


👅Dil öğrenmenin birçok zorunluluğu ve yararı vardır: Öğrencilik hayatımızı kolaylaştırır, bakış açımızı geliştirir, hafızamızı güçlendirir, iş bulma konusunda avantaj sağlar, kendimize güvenimiz artar, kültürleri daha yakından tanır ve yeni arkadaşlıklara yelken açarız.

👅Ülkemizde artık İngilizce bilmeyeni dövüyorlar gibi bir durum da oluşmadı değil :) Marketlerimizin/pazarlarımızın, hatta sokak boyu yürüdüğümüz caddelerimizin ismi bile İngilizceye dönüşmüşken biz neden hâlâ İngilizceye hâkim olmaya çalışmıyoruz? (Okullarda verilen eğitimin yeterli olmadığı zamanlar bırakıp kaçanlardan mısınız? Yoksa sonuna kadar gidenlerden mi? Gelin İngilizceyi veya herhangi bir dili -daha çok İngilizceden ilerlemek istedim-nasıl geliştiririz diye göz atalım! )

👅Dil öğrenmek/geliştirmek istiyorum deyip ama hiçbir şey yapmadan oturup vahiy bekleyenlerdenseniz siz o dili zaten öğrenemezsiniz. Bir şekilde harekete geçmelisiniz. Diyelim harekete geçtiniz, dili öğrenmeye çok heveslisiniz, sürekli çalışıyorsunuz ama su gibi konuşmak istiyorsunuz. Peki bu mümkün mü? (Bu konuya birazdan zaten değineceğim. Ben neler yaptım ondan bahsetmek istiyorum biraz.)

👅Ben başlangıç (A1) seviyesinde olduğumu test ettim. İnternette seviyenizi ölçen testler var, oradan önce seviyenizi belirlemenizi şiddetle tavsiye ederim. İleri seviyede olduğunu düşünen biri belki bir tık daha geride olabilir vs. İlk olarak seviyenizi tam olarak tespit etmek nereden başlayacağınızı netleştirir. Ben de A1 seviyesinde olduğumu öğrenince moral düşüklüğü yaşadım -sonuçta her sene aynı konuları, zamanları işliyorduk- ama çalışarak üstesinden geldim. (Moral bozulacak bir durum olmadığını çalışınca ilerleyerek göreceksiniz.) Seviyemi tespit ettikten sonra youtubedan dinleyeceğim kanalları bulmaya çalıştım. Kelime bilgisini bir şekilde ezber yaparak öğrenebilirsiniz ama grammer (dil bilgisi) kısmında geriyseniz akıcı konuşmak için kelimeleri nasıl bir araya getireceğinizi bilemezsiniz. (Çoğunluk gibi anlıyorum ama konuşamıyorum mevzusundan muzdariptim :) ) 

👅Bahar Şahin kanalını keşfettim. Zaten sıfırdan İngilizce diye ararsanız karşınıza çıkar youtubeda. (Çalışmak isteyenler için linki: https://www.youtube.com/watch?v=yp_8dy0XerA&list=PLXmdJEevEVru_bHMLbHUjRniwIT2Ez0Gl)  -Bana çok faydası oldu, buradan teşekkürlerimi sunmak isterim.- İlk baş sıfırdan tanışma, selamlaşma gibi ifadelerle başlıyorsunuz ve bu sizin öz güveninizi geliştiriyor. Çünkü bunları zaten gördük, kolay deyip insana bir rahatlama geliyor. - En baştan dersleri planlayın ve sakın kolay diye atlamayın!- Düzenli bir şekilde ilerlerseniz geliştiğinizi anlayacaksınız. Ben aslında hırs yaparak başladım. Üniversitenin ilk senesi online idi ve seviye belirleme sınavı olduğunda sorular kolay olmasına rağmen yapamamam durumunda hem üzüldüm, hem kendime kızdım ve hem de üzerine gitmeye karar verdim. Böylelikle dediğim kanaldan dersleri planlayarak çalışmaya başladım. (Grammer konuları ağırlıkta ve her dersin sonunda 'Today's Idiom ' -günün deyimi-  ve 'English Expressions' -sık kullanılan ifadeler- kısmının olması en güzel ve faydalı kısmıydı. (Programı kendinize göre ayarlarsanız harika olur. Oynatma listeleri A1, A2 diye seviyelere göre ayrılmış durumda ve düzenleyip çalışmak sizin elinizde. Defter tutmak çok önemli. Tıpkı dersteymişsiniz gibi düşünüp not alırsanız ve günlük tekrarınızı yaparsanız harika olur. Ben bu şekilde ilerledim. A1 den başladım ve notlarımı tutup tekrarımı yaptım.)

👅Başlangıç seviyesi dizileri bulup izledim -tabi konusuna bakarak- ( The 100, Under The Dome. The 100 yarım bıraktım :( ) İlk baş İngilizce altyazılı, sonra Türkçe altyazılı en son da altyazısız izleyebilirsiniz. Uzun sezonlu dizileri izlemeye üşeniyorsanız çizgi filmlerden/animasyonlardan da başlayabilirsiniz. (https://www.fluentu.com/blog/english-tur/ingilizce-ogrenmek-icin-cizgi-film/) Çizgi film izlemenin dil öğrenmedeki etkisinin daha yüksek olduğunu duymuştum. Bir de sürekli İngilizce şarkılar dinledim ve bir şekilde A2 ye yükseldiğimi fark ettim.

NOT: Çizgi filmler sadece çocuklara özel değildir!


       

👅Dili en rahat konuşarak ve yabancı arkadaşlarla pratik yaparak öğrenirsiniz. Yabancı arkadaş bulma imkânınız yoksa konuşmak için ailenizden/arkadaşlarınızdan birini de seçebilirsiniz. Basit konuşmalarla  başlayıp her gün pratik yaparak ilerleyebilirsiniz. (mmmEnglish kanalından Imitation Technique izleyip tekrar ederseniz faydasını göreceksiniz.)

👅'Dile maruz kalmak' diye bir kalıp vardır duymuşsunuzdur. Hayatınızın her evresini İngilizce (farklı dil öğrenmek isteyen o dilde yapsın) yapmaya çalışın. Herkesten İngilizce konuşmasını isteyin, Türkçe konuşmayı yasaklayabilirsiniz bir süreliğine :) (Podcast dinleyebilirsiniz youtube veya spotify üzerinden)

👅Türkçe cümleleri kendiniz İngilizceye çevirmeye çalışın. Kısa kısa hikâyeler yazabilirsiniz. 

👅Oyun oynayarak daha kolay şekilde öğrenebilirsiniz. Zorunluluktan değil de eğlenceli hale getirip öğrenirseniz anlamlı olabilir.

👅Voscreen uygulamasını kullanabilirsiniz veya çeşitli uygulamalar edinip oyun üzerinden öğrenebilirsiniz. Bir de kararlı olup sakın pes etmeyin!
       


👅Şimdilik aklıma gelen bunlardı. Tavsiyelerinizi ve görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz. Sonraki bloglarda görüşmek üzere, takipte kalın :)

Davran Ruhunun Sesine Vur Serenad'ı Beline! 🎼 🎵 🎹

          🎻 İNCEDEN İNCEYE SERENAD İNCELEMESİ 🎸 ''Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nas...