15 Eylül 2021 Çarşamba

TANRILARIN ŞAFAĞI

 

                ''BABA OLMAYI BECEREMEYENLER, TANRI OLMAYI DA BECEREMEZLER.''


🔱Toprak Ana çelikten bir tırpan yaptı Kronos'a. Güneşte ateş gibi yanan, dokunduğu her nesneyi ortadan ikiye ayıran. Uzattı oğluna, ''Al bunu.'' diye emrettti. ''Al bunu ve yen onu. Babasının gölgesinde yaşayan çocuklar asla büyüyemezler. Babasına muhtaç olanlar hiçbir zaman özgür olamazlar. Babalarının merhametine sığınan oğulların yaşamaya hakları yoktur.''

🔱Alıntımızdan da anlaşılacağı üzere bugün Ahmet Ümit'in yeni kitabı çok çok konuşulan, okunma sayısı 1.sırada olan Kayıp Tanrılar Ülkesi'ni konuşuyoruz. (Kendisi en sevdiğim yazardır, çok saygı duyuyorum. 3-4 kez tanışma imkanımız oldu, çok samimi biri :) Tanışma imkânınız yoksa bile kitaplarını okuyarak onunla bağ kurabilirsiniz. :) Sonraki yazılarımda nasıl tanıştım, hangi kitaplarını okudum diye bilgi verebilirim.) 

🔱Büyük bir Ahmet Ümit hayranı olarak kitapları çıkar çıkmaz fuardan alıyordum fakat pandemi araya girince bu mümkün olmadı ama tabi ki kitapçılardan elde etme imkânım oldu. -15 Haziran'da piyasaya sürüldü, 28 Ağustos'ta kucaklaşma fırsatını yakaladım.- Bu kitabının diğerlerinden farklı olacağını biliyordum. Ahmet Ümit'i bilmeyenler için kısaca kendisinin polisiye yazarı olduğunu söylemek isterim. Diğer kitaplarında elbette gerilim-cinayet konuları yoğunluktaydı, bazı kitaplarında tarihten esintiler vardı fakat bu kitap gerçekten bambaşkaydı. Mitoloji, tarih, gerilim, korku, cinayet iç içe. Yazarın mitolojiden yararlandığı ilk kitabı ve gayet başarılı. (Yunan mitolojisine ilgi duyan biri olarak bu kitabı okuduğum için çok şanslıydım.)





🔱Kitabın konusu şu şekilde : Babasız kaldığından beri yaşadıkları yüzünden ölen babasını suçlar ve onunla hesaplaşmak için Tanrıların Evi Olimpos (Olympos) dağına çıkmaya çalışır. Tanrıların kayıp evi/ülkesine gidebilmek için her şeyi yapmaya hazır, geçmiş travmalarından kurtulamamış bir insanın yaşadıklarını anlatır. Toplam 12 bölüm 502 sayfadan oluşuyor. Bölümleri 2 kısma ayrılmış şekilde. İlk kısmı tanrılar arasında geçen çekişmeler, titanlar, devler bölümü, diğer kısımsa zaten kitabın devamı şeklinde. Hem mitoloji bilgilerimi pekiştirdim, hem Berlin sokaklarından Bergama'ya uzanan maceraya tanık oldum, hem dönemin Almanyası'nı öğrendim (Berlin duvarı yıkılmadan önce/ yıkıldıktan sonra) hem de katilin ruh halini adım adım takip ettim.

🔱Ahmet Ümit'in sıkı takipçisi olanlar veya birkaç eserini okuyanlar nasıl yazdığına âşinadır ama bilmeyenlere şunu söyleyebilirim ki yazarın her zaman akıcı bir dili, sürükleyici bir kalemi var ve genellikle katili bulmamızı biraz daha zorlaştırmak için kişilerden kişilere atlıyor. Yani mesela kurban bulunduktan sonra başkomiserler, yardımcılar çevreyle çok çabuk bağlantı kuruyor, işlerini titizlikle yapıyorlar ve dediğim gibi ölen kişinin yakınlarını hemen tanıyoruz. Kişileri tanıdıkça katil acaba bu mu derken diğerine kayıyoruz -e bu da yazarın usta kalemi sayesinde- olaylar çok hızlı gelişiyor. (Tabi ki çok fazla kitabını okuduğum için bu romanında katili buldum :) )

🔱Birkaç adım sonra siyahi bir İsa resmi çıktı karşılarına. Teni çikolata gibi tatlı bir kahverengi ama gözleri bulutsuz bir gökyüzü gibi maviydi. (Gerçekten kitapta en beğendiğim cümle buydu, bu yüzden alıntılamak istedim. Ayrıca yazarın betimlemelerinin çok iyi olduğunu belirtmeyi unutmuşum.)

          


🔱Söylemek istediklerim bu kadardı. Kitabı okuyanlar yorumlarda belirtebilir. Sonraki bloglarda görüşmek üzere, takipte kalın.

2 yorum:

  1. Güzel bir yazı olmuş.Ahmet Ümit'in diğer kitapları hakkında da bir yazı gelebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, beğenmenize sevindim, elbette gelebilir 🌸

      Sil

Davran Ruhunun Sesine Vur Serenad'ı Beline! 🎼 🎵 🎹

          🎻 İNCEDEN İNCEYE SERENAD İNCELEMESİ 🎸 ''Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nas...